3 Ocak 2016 Pazar

2015 ÖZ İMAJ

Kişinin kendi kendisi hakkında hissettiklerinin ve düşündüklerinin toplamı.


  • 23 yaşındayım ve bir ay sonra 24 olacağım.
  • Şimdilik Ankara'da yaşıyorum ve burdan gitmeyi umuyorum.
  • Kız kardeşim,kız çocuğuyum,dünyanın en tatlı anneannesinin torunuyum. Bir sürü kişinin kuzeni ve yeğeniyim.
  • Yakında teyze olacağım ve çok heyecanlıyım.
  • Maalesef artık bir kedi annesi değilim.
  • Hala hayatımın geri kalanında ne yapacağım hakkında bir fikrim yok.
  • Her zamankinden daha fazla bitki çayı ve kahve tüketiyorum.
  • Yemek yapmaya, bir şeyler pişirmeye bayılıyorum.
  • Hala hayalperestim.
  • Duygularımdan çok mantığımın kararlarımda daha etkili olmaya başladığını hissediyorum.
  • Sevdiğim şeylere eskisi gibi çok vakit ayıramıyorum.
  • Sağlıklı yaşam ve spor hayatıma dahil olduğunda çok daha iyi hissediyorum.
  • Başka insanlardan ziyade kendimle daha çok ilgileniyorum ve bunu herkese tavsiye ederim.

20 Aralık 2015 Pazar

Merhaba merhaba,

Bu aralar o kadar yoğunum ki... Kayda değer yaptığım tek şey ders çalışmak ve diğer hayatta kalma aktiviteleri. Baya uzun bir süre boyunca da devam edecek bu durum. Normalde ders çalışmaya alışkın bir insan değilim. Finallere bile 1 hafta önceden çalışırdım o kadar. O yüzden başta adapte olmak biraz zor oldu benim için ama artık alıştım. Bazen motivasyonumun düştüğü günler oluyor bugün gibi. Doğru dürüst ders çalışamadım bu hafta sonu, hatta hiç çalışamadım diyebilirim. Biraz öncede dersin başından dellenerek kalktım. Geleceğim için çabalamaktan dolayı bugünü yaşayamıyorum ve bu beni çok rahatsız ediyor zaman zaman. Yapmak istediğim şeylerle yaptıklarım birbirinden o kadar farklı ki. Hayatlarını istedikleri gibi özgürce yaşayan insanlara baktıkça kendimi hiç cesur hissedemiyorum. Sistemin içinde küçücük bir parçayım. İş bul,para kazan,iş kıyafetleri al,para biriktir,evlen,ev al,çocuk yap...Sanki hayatım bu sırayla gidecek gibi. Şuanda doğru düzgün istemediğim bir şey için uğraşıyorum. Ama bir yerde bunu yapmak zorundayım,para kazanmam lazım sonuçta.Sadece iş konusu da değil, özel hayatımla ilgilide beynim allak bullak. Kafamın bu kadar karışık olduğu başka bir dönem daha olmadı galiba hayatımda! Bu yazıda böyle iç dökmeli bir şey oldu. Yoğun bir hafta bekliyor beni hoşçakalın.

11 Ekim 2015 Pazar


Merhaba,

Biliyorum çok uzun zaman oldu yazmayalı. Geçerli bir mazeretimde yok aslında. Bazı günler çok üzgündüm hiç bir şey yapasım gelmedi, bazı günler çok mutluydum o anın keyfini çıkarırken aklıma yazmak gelmedi. Hatırlıyorum da bu yılla ilgili çok umutluydum. Yapmak istediklerimle ilgili liste hazırlamıştım. Her şey çok güzel olacaktı. İstediğim şeyleri yapabilecek, istediğim hayatı yaşayabilecek ve çevremde sevdiğim insanlarla birlikte olacaktım. Ama öyle olmadı. Zaten hayat hiç planladığımız gibi gitmez değil mi? Bu yılla ilgili geniş bir yazıyı yeni yıla yaklaşırken yazarım galiba. Şu anda bunları yazmamın sebebi sanırım bugünün benim için oldukça duygusal bir gün olması. Hem ülkemizde yaşanan ardı arkası kesilmeyen felaketler hem de eskiden benim için çok önemli olan ama artık hayatımda olmayan birinin bugün doğum gününün olması. Günlük hayatımda hep gördüğüm şeyler... Mesela yaşlı birinin mendil satması, yalın ayak gezen çocuklar, açlıktan kemikleri sayılan bir sokak köpeği veya terkedilmiş bir yavru kedi...O gün ne kadar mutlu olursam olayım böyle şeylere şahit olunca gözlerim doluyor hemen, kendime hakim olamıyorum. Bir insanın sağlıklı,mutlu,huzurlu olduğu için suçluluk duymaması gerekir. Ama burada öyle olmuyor. Kendimi suçlu hissediyorum. Çevremde böyle şeyler olurken benim mutlu olmaya hakkım yokmuş gibi. Bütün bunların üstüne bazı insanların siyasi çıkarları, koltuk sevdaları, güç ve para hırsları yüzünden insanlar öldürülüyor ve ben umudumu yitirmeye başlıyorum artık. Bir insanın kaybetmesi gereken en son şey umududur ve insanlığı. Çünkü o zaman hiç bir beklentiniz kalmaz, ot gibi amaçsızca yaşar gidersiniz. Güzel günler göreceğimize ve bu günlerin yakın olduğuna inanıyorum, inanmak istiyorum, inanmam lazım.

2 Haziran 2015 Salı


Uzun bir süreden sonra merhaba! ,

Bir süredir makyajımı çıkarmak için Body Shop Silky Cleansing Oil kullanıyorum. Normalde makyaj temizleme suyu kullanıyordum. Bioderma veye Garnier'in olanları, onlarda gayet güzel temizliyor ama bana göre suya dayanıklı ağır makyajı çıkarmada yağ daha başarılı. Suya dayanıklı ürünleri çıkarırken sürekli ovalamanız gerekir gözünüz irite olur ama bu üründe öyle değil. Elime bir iki pompa sıkıyorum ve kuru cildime,gözüme masaj yaparak makyajımı çıkarıyorum. Yüzümü duruladıktan sonra  yüz yıkama jeliyle yıkıyorum. Eğer makyajınızı sildiğiniz havlunuz ya da mikrofiberli beziniz varsa, yağı uyguladıktan sonra ıslak havluyla yüzünüzü silip sonra temizleme jeliyle yıkayabilirsiniz. Üzerinde her cilt tipi için uygun olduğu yazıyor, benim cildim karma ve herhangi bir sivilcelenme yapmadı. Şuanda gayet severek kullandığım bu ürünü The Body Shop mağazalarında 45 TL gibi bir fiyata bulabilirsiniz.


1 Mayıs 2015 Cuma



   Aslında Before Sunset yeni izlediğim bir film değil. 10 kere izlemişimdir herhalde, her canım çektiğinde, paris sokaklarında dolaşmak istediğimde bu filmi açıp izliyorum. Tabi diyaloglarıda atlamamak gerek. Bu filmi güzel yapan şeylerin en başında o mükemmel diyaloglar geliyor zira.


   Before Sunset bu üçleme içinde izlediğim ilk filmdi, zaten o zamanlar Before Midnight çıkmamıştı . Seri film olduğunu bilmiyordum ilk izlediğimde sonrasında hemen Before Sunrise'ı da izledim. Ama benim favorim Before Sunset kesinlikle, en az sevdiğimde Before Midnight hatta beğenmedim bile diyebilirim. Before Sunrise'da Celine ve Jesse Viyana'da tren yolculuğu sırasında tanıştığında henüz 23 yaşında  ve 9 yıl sonra 32 yaşındayken Before Sunset'te Paris'te tekrar karşılaşıyorlar. Filmlerin çekilme süreside gerçekten 9 yıl arayla yapılmış. Bu da filmin gerçeklik hissini daha da arttırıyor. 

  
  Söylemem lazım eğer durağan ve diyaloglar üzerinden ilerleyen filmleri sevmiyorsanız size göre bir film değil. Bu tür filmler beni dinlendirdiği ve müthiş zevk verdiği için tekrar tekrar izleyebiliyorum. Tabi Before Sunset'i izlerken adeta içinde kendimi bulduğum ve bana nedense umut verdiği içinde olabilir bu. Nedense Celine'de kendimi görüyorum, konuşmaları bana çok yakın geliyor. O yüzden en sevdiğim repliği bile seçemiyorum çünkü o kadar çok ki! :)


  Yapmak istediği bir çok şeyin olması ama sonucunda hiç bir şey yapamamış olması, giderek hissizleşmesi ve romantikliğini yitirmesi, dikkat ettiği küçük detaylar... Bu filmi izlerken resmen Jesse ve Celine ile birlikte Paris sokaklarında dolaşıyorum ve arada sohbete katılmak geliyor içimden. Ethan Hawke ve Julie Delpy'nin oyunculuğu kesinlikle çok iyi.  Filmde sevdiğim detaylardan bazıları, Jesse'nin Celine'e hayran hayran bakışları, taksideyken Celine'nin Jesse'nin başını okşamak istemesi ama elini hemen geri çekmesi ve evinde yaptığı Nina Simone taklidi.


  Filmde geçen mekanlar zaten çok güzel ama sonlara doğru Celine'nin yaşadığı yer o kadar güzel ki, kocaman yeşillikli avlusu,tarihi bina ve kedisi... Öyle bir yerde yaşamayı çok isterdim kesinlikle. Az kalsın Celine'nin söylediği küçük vals şarkısını unutuyordum. Onu da buradan dinleyebilirsiniz. İyi seyirler! 
IMDB: 8.1






23 Nisan 2015 Perşembe

Merhabaa,

Çok uzun zamandır yazmadığımın farkındayım. Bunun için türlü türlü bahaneler bulabilirim ama en iyisi son zamanlarda hayatımda neler olup bittiğini anlatmak olacak sanırım.

Göçebe hayatım devam ediyor. Artık sürekli seyahat halinde olmaya o kadar alıştım ki, 3 haftalığına gideceğim yere sadece bir sırt çantası hazırlayıp gidebiliyorum. Bazılarınız için normal gelebilir ama benim gibi her gittiği yere koca valiz taşıyan birisi için oldukça güzel bir gelişme bu. Ama bu hiç bir yere ait olamama durumu canımı sıkıyor biraz. Bende artık daireme taşınayım, istediğim gibi dekore edeyim, hayatım rayına otursun istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde yazlığa gittim ve kaybolan kedim her an çıkıp gelecekmiş gibi hissettim. Ama gelmedi. Bu arada diplomamı almak ve ufak tefek işleri halletmek bahanesiyle İzmir'e gittim. O kadar özlemişimki! Ben kesinlikle İzmir'de yaşamalıyım. Arkadaşlarımla vakit geçirdim. Bu aralar İzmir'de baya popüler olan bornova sokaktaki La Puerta'ya gittik. Sıcak şarabını çok beğendim, uğrayacak olursanız deneyin:)  Başvurduğum bir işin genel yetenek sınavı vardı, internet üzerinden ona girdim. Geri dönme vakti geldiğinde otobüsteyken mail geldi sınavı geçtiğim ve ertesi günü ingilizce sınavı olacağına dair. Şansıma yazlıkta hiç internet yok. Baya bi atraksiyondan sonra internet cafede o sınavıda oldum ve ertesi günü grup mülakatına çağırıldım. Grup mülakatıda tee İstanbul'da ve şaka gibi daha önce ben İstanbul'a hiç tek başıma gitmemiştim. Hemen ertesi güne uçak bileti aldım ve İstanbula gittim. Allah'tan orada eski bir arkadaşım vardı, hem onunla da görüşmüş oldum ve 3 gün falan onun evinde kaldım. Bu arada baya grip olmuştum:( Mülakat çok garipti hiç tahmin ettiğim gibi değildi. Şimdi onlardan gelecek maili bekliyorum bakalım neler olacak. İstanbul'da çok bi yer gezemedim ama oldukça keyifliydi. Arkadaşımın arkadaşlarıyla tanıştım onlarla takıldık. Yolunuz Okkalı Kahve'ye düşerse mutlaka kervansaray için! Hayatımda içtiğim en güzel türk kahvesiydi yeminle. Bunların dışındaa bol bol kitap okumaya çalışıyorum ve film izliyorum. Gene bi film tavsiyesi yazısı yazabilirim. Sizinde önereceğiniz her türlü film ve kitap tavsiyesine açığım. Bu arada bu haftasonu direksiyon sınavım var bana şans dileyin! Bu aralar biraz sıkıntılı dönemlerden geçiyorum ama düzelecek biliyorum. Umarım sizin hayatınızda her şey yolundadır. Görüşmek üzere:)

20 Mart 2015 Cuma






Merhaba! Yavaş yavaş bunalım hallerimden çıkıyorum. Bunda alışverişinde etkisi var sanırım ve bir kaç değişikliğin. Bu aralar sürekli kullandığım iki üründen bahsetmek istiyorum. Golden Rose Velvet Matte serisinden 02 numaralı ruj hakkında çoğu kişi övgüyle söz edince bende almaya karar verdim. İyiki de almışım! Tam benim istediğim gibi her gün kullanılabilecek doğal bir renk. Dudaklarım her zaman kuru olmasına rağmen mat rujları çok seviyorum. Neyseki bu rujda kurutma gibi bir problem yok.

golden_rose_velvet_matte_ruj_02


Rimmel'in Eastend Snob adlı dudak kalemini önceden almıştım ve rengine bayıldım. Çoğu zaman tüm dudağıma sadece bunu sürüp çıkıyordum. Ama yapısı ruj gibi değil tabiki daha sert. Daha sonra bu rujuda alınca renklerinin çok benzediğini gördüm. Artık ikisini birlikte kullanıyorum. Golden Rose rujun kalıcılığı oldukça iyi fakat daha uzun süre dayanmasını isterseniz altına Eastend Snob uygulayıp kullanabilirsiniz.



Bu fotoğrafta ince sürülmüş olan Eastend Snob kalın olan Velvet matte 02. Velvet matte serisinden daha önceden 20 numaralı çok hoş vişne çürüğü bordo rengini almıştım. Baya iddialı bir renk olduğu için onu çok sık kullanamıyorum maalesef.

golden_rose_velvet_matte_02

Bu da dudakta duruşu efenim. Bu seriden 09 ve 10 numaralı renkleride merak ediyorum. İndirime denk gelirsem alırım belki. Sizin sevdiğiniz renkleri hangisi?
Sonra görüşmek üzere kendinize iyi bakın!

10 Mart 2015 Salı

      Bu aralar o kadar çok film izliyorumki (günde en az 1-2 tane), beğendiklerimle ilgili tavsiye yazısı yazabilirim diye düşündüm. Bugünde yakın zamanda izlediğim And while we were here filmi hakkında konuşmak istiyorum.



        İtiraf etmeliyimki fragmanı izlediğim zaman bu çocuğu görünce filmi izlemeye karar verdim. Aşırı tatlı bence. Filmde Jane kızımız kocasının işi sebebiyle 2 haftalığına İtalya'ya geliyor. Sanırım film Napoli ve Ischia adasında çekilmiş. Film boyunca çok güzel manzaralar eşlik ediyor bize ve o yazın sıcaklığını, yeni bir aşkın heyecanını falan aynen hissettiriyor.



          2. Dünya Savaşıyla ilgili anılarını anlatan büyükannesini teypten dinleyen ve bununla ilgili kitap yazmaya çalışan Jane, tek başına sokakları keşfe çıktığında 19 yaşındaki yakışıklı,gamsız ergenimiz Caleb'le tanışıyor. Zaten bu çocuk hangi kadının karşısına çıksa onu baştan çıkarır bence. Sonuç olarak Jane'de kendini bu heyecanlı-aşkımsı olayın içinde buluyor. Bu arada Jane'le kocası arasındaki iletişim eksikliği onları birbirinden daha da uzaklaştırıyor. Neredeyse hiç konuşmayan, zorunluluktan birlikte olan çiftlere dönüşüyorlar.


   
           Filmde sevdiğim diyaloglardan birisi bu sahnede geçiyor. Caleb gönüllü hizmeti için İtalya'ya gelmiş. 1 ay sonra bırakmış, umursamaz bir çocuk. Bu sahnede Jane'e diyor ki 'You make me feel nervous' Jane'de cevap veriyor: ' You make me feel calm'. Kadın onu ne kadar etkilemişse Caleb gibi rahat biri bile, senin karşında geriliyorum diyebiliyor. Bu ayrıntı hoşuma gitmişti. Eğer bir pazar günü içinizi ısıtacak, durgun bir film izlemek isterseniz And while we were here'ı tavsiye ederim. İyi seyirler!
IMDB: 5.6

19 Şubat 2015 Perşembe

nuxe_paris_ürünlerim


Nuxe ürünleri ile tanışmam reve de miel lip balm sayesinde oldu. Bu dudak koruyucusuna o kadar bayıldım ki başka ürünlerini de denemeliyim dedim. Reve de miel lip balm ile ilgili düşüncelerimi lip balm dosyası yazısında yazmıştım. Buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. 

Nuxe ürünleri ile ilgili söyleyebileceğim ilk şey kullandıklarımın hepsinin kokusunun harika olması! İkincisi ise paraben içermemeleri ve yüksek oranda doğal içerikten oluşmaları, ki bu da bir diğer muhteşem özellik.

nuxe_kullandıklarım


Ürünlerin hepsini indirimleri takip ederek turuncukasa' dan aldım ve memnun kaldığım içinde bu siteden almaya devam ediyorum. 

Huile Prodigieuse : Bu çok amaçlı kuru yağ, yüz,vücut ve saç için kullanılabiliyor. Uygulandıktan sonra yağlı his bırakmıyor ve kokusu inanılmaz güzel. Karma cildim olmasına rağmen yüzümde bile kullandım hiç bir yan etkisini görmedim. Bacaklarım kuru olduğu için yazın bacaklarıma uyguladım, duştan sonra nemli saç uçlarıma uyguladım. Kısacası bu ürünü ,kokusunu, yarattığı etkiyi çok sevdim. İçeriğinde fındık, badem, sarı kantaron, kamelya, hodan ve macadamia yağları bulunuyor. Benim kullandığım 50 ml'lik şişe fısfıslı şekilde değil kolonya gibi elinize biraz döküp uygulamalık. 

Masque Creme Fraiche de Beaute: Ben kuru yağ,kokulu mum ve deodarantı aldığım bu alışveriste nem maskesi ve küçük boy makyaj temizleme suyu bedavaya ya da oldukça düşük bir fiyata gelmişti yanlış hatırlamıyorsam. Acayip sevinmiştim çünkü bu nem maskesinin yaklaşık 80 TL gibi bir fiyatı var. Tüm cilt tipleri için uygun göz kenarı içinde kullanılabilen bu nem maskesini çok seviyorum. Karma cildim olduğu için ağız kenarım çok kuru oluyor genelde, ayrıca kullandığım temizleyici jellerde kurutabiliyor bazen. Bu ürün ise tam bir kurtarıcı çünkü bir kez kullandıktan sonra o kuru,çatlamış gibi görüntü gidiyor, yumuşacık ten yaratıyor resmen. Ben cildime tabaka halinde değilde krem gibi yedirmeden sürüyorum. 15 dakika bekleyip tonikle siliyorum genelde. 

Deodorant: Coconut Şerbet, Beyaz Çiçeği ve Yaban Vanilya kokuyormuş internet istesinde yazdığına göre. Alkol ve paraben içermiyor. Maalesef bu deodorantın kokusunu sevemedim. Parfüm olsaymış çok güzel olurmuş ama ben deodorantlarda daha fresh kokuları seviyorum.




Nuxe Kokulu Mum: Bu yazıda çok fazla muhteşem ve harika kelimelerini kullandım ama bu mumun kokusu gerçekten MUHTEŞEM! :D Bittiği için çok üzülüyorum. Daha önce hiç bütün odayı kokutabilen mumum olmamıştı. Güzel bir kadın parfümü gibi.



Reve de Miel Ultra Rich Cleansing Gel: Bu ürünü daha bir kaç gün önce aldım. O yüzden yorum yapamayacağım, daha sonra bu ürün hakkında da yazabilirim. Tüm cilt tipleri için olan bu yüz ve vücut temizleme jeli paraben ve koruyucu madde içermiyor. Bileşenlerinde akasya balı,ayçiçeği ve hindistancevizi bulunuyor. Kokusu tabiki de çok güzel ve hafif. 400 ml oldukça büyük bir şişede, normalde fiyatı 70 TL indirimde denk geldiğim için 35 TL gibi bir fiyata aldım.

Nuxe markasını gerçekten çok seviyorum paraben içermiyor, yüksek oranda doğal bileşenlerden oluşuyor,harika kokuyor ve fiyatlarını kesinlikle hakediyorlar. Sizin önerebileceğiniz başka Nuxe ürünleri var mı? 

Kendinize iyi bakın!

12 Şubat 2015 Perşembe


     
    Bu tatlıyı ne kadar seviyorum anlatamam. Şuana kadar denettiğim kişilerden beğenmeyen çıkmadı. Hatta dün ablamın arkadaşları yemeğe geldi bize, bende bu tatlıdan yaptım gene. Herkes tam anlamıyla bayıldı ve tarifini istedi:) Ben çok şekerli tatlıları sevmiyorum. O yüzden bu tarifte de kendime göre oynamalar yaptım ve şuan ki hali benim için ideal; şeker ve lezzet olarak.



Keki için:

  • 5-6 tane incir
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı un
  • yarım su bardağı şeker
  • hamur kabartma tozu
  • vanilya
  • tarçın
Oda sıcaklığında olan yumurtaları şekerle iyice köpük olana kadar çırpıyoruz. İncirlerimizi 10 dakika kadar sıcak suda beklettikten sonra zar şeklinde doğruyoruz. Bir tabağa un,kabartma tozu,vanilin ve tarçını koyup doğradığımız incirleride içine atıp harmanlıyoruz aşağıda görüldüğü gibi.




Daha sonra köpük olan yumurta ve şeker karışımına incirli karışımı ekliyoruz. Bu arada ceviz koyulduğu zamanda güzel oluyor. Evde ceviz olduğu zaman mutlaka ekliyorum. Sonra kekimizi yağladığımız borcama döküp 170 derece fırında pişiriyoruz.



Muhallebi için:

  • 2 yemek kaşığı un
  • 2 yemek kaşığı mısır nişastası
  • 4 su bardağı süt
  • 4 yemek kaşığı şeker
  • Kremşanti
  • 1 çay kaşığı tereyağı


Un,nişasta,süt ve şekeri tencereye koyup kıvam alana kadar karıştırarak pişiriyoruz. Altını kapatmadan önce tereyağınıda ekleyip karıştırıyoruz ve biraz ılımaya bırakıyoruz. Biraz sıcaklığı gittikten sonra kremşantiyi ekleyip mikserler çırpıyoruz.



Bu arada kekimiz piştikten sonra biraz sıcaklığının gitmesini bekliyoruz. Ilık suda 3 ü 1 arada nescafeden hazırlıyoruz, böyle bir kupanın içine. Kekin üzerine eşit şekilde bütün kahveyi döküyoruz.



Son olarak muhallebiyi kekimizin üstüne döküp, üzerine hindistan cevizi serpiyoruz.

muhallebili_incirli_tatlı


Ve soğuk olarak servis ediyoruz. Bu tatlının özellikle muhallebisi o kadar güzelki, ağzınızın içinde bulut gibi:) Afiyet olsun efenim

Followers

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Email ile takip edin

Translate

Popular Posts

Bu gadget'ta bir hata oluştu

Follow The Author

Popular Posts